Allah
- Eşi ve benzeri olmayan, bütün kusurlardan uzak tek ilâh; O'nun zatına mahsus ismi.
إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا
Şüphesiz ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur.
Ayet: Tâhâ 20/14 (ilgili kısım)
"Allah" ismi yalnızca O'na verilir, başka hiçbir varlık için kullanılmaz. Diğer bütün güzel isimler bu ismin sıfatları gibidir.
1. er-Rahmân · 2. er-Rahîm
- er-Rahmân: Dünyada bütün yaratılmışlara merhamet eden.
- er-Rahîm: Ahirette müminlere sonsuz rahmet eden.
الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
O, Rahmân'dır, Rahîm'dir.
Ayet: Fâtiha 1/3
Her besmelede andığımız bu iki isim, Allah'ın merhametinin hem bütün varlıkları hem de müminleri özel olarak kuşattığını anlatır.
3. el-Melik · 4. el-Kuddûs · 5. es-Selâm · 6. el-Mü'min · 7. el-Müheymin · 8. el-Azîz · 9. el-Cebbâr · 10. el-Mütekebbir
- el-Melik: Mülkün ve bütün kâinatın gerçek sahibi.
- el-Kuddûs: Her türlü eksiklikten uzak, tertemiz olan.
- es-Selâm: Kullarını tehlikelerden selamete çıkaran, esenlik veren.
- el-Mü'min: Güven veren, kalplere iman nuru veren.
- el-Müheymin: Her şeyi görüp gözeten ve koruyan.
- el-Azîz: İzzet sahibi, her şeye galip olan.
- el-Cebbâr: Dilediğini yaptırmaya gücü yeten; kırık gönülleri onaran.
- el-Mütekebbir: Büyüklükte eşi ve benzeri olmayan.
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ ۚ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. Melik'tir, Kuddûs'tür, Selâm'dır, Mü'min'dir, Müheymin'dir, Azîz'dir, Cebbâr'dır, Mütekebbir'dir. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.
Ayet: Haşr 59/23
Sekiz ismin bir arada geçtiği bu ayet, Haşr suresinin son ayetleriyle birlikte okunur. Mütekebbir sıfatı yalnız Allah'a yakışır; kibir insanda kusurdur, Allah'ta ise gerçek büyüklüğün ifadesidir.
11. el-Hâlık · 12. el-Bâri' · 13. el-Musavvir
- el-Hâlık: Yoktan var eden, yaratan.
- el-Bâri': Her şeyi kusursuz ve uyumlu yaratan.
- el-Musavvir: Varlıklara şekil ve suret veren.
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ ۖ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَىٰ
O, yaratan, kusursuz var eden ve şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur.
Ayet: Haşr 59/24 (ilgili kısım)
Üç isim yaratmanın aşamalarını anlatır: takdir edip yaratmak, uyumla var etmek ve her varlığa kendine özgü şeklini vermek. "Esmâü'l-Hüsnâ" (en güzel isimler) ifadesi de bu ayette geçer.
14. el-Gaffâr
- Günahları çokça bağışlayan.
وَإِنِّي لَغَفَّارٌ لِمَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدَىٰ
Şüphesiz ben tövbe eden, iman eden, salih amel işleyen ve sonra doğru yolda devam eden kimseyi çokça bağışlarım.
Ayet: Tâhâ 20/82
Gaffâr, tekrar tekrar bağışlayan demektir. Kul ne kadar hata etse de tövbenin kapısı açıktır.
15. el-Kahhâr
- Her şeye galip gelen, gücüne karşı konulamayan.
قُلِ اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ
De ki: Allah her şeyin yaratıcısıdır. O tektir, her şeye galiptir.
Ayet: Ra'd 13/16 (ilgili kısım)
Kur'an'da çoğunlukla "el-Vâhid" (tek) ismiyle birlikte geçer: Allah'ın birliği ile her şeye üstün gelmesi birbirini tamamlar.
16. el-Vehhâb
- Karşılıksız olarak bol bol veren.
إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
Şüphesiz sen çok bağışlayansın.
Ayet: Âl-i İmrân 3/8 (ilgili kısım)
Allah karşılık beklemeden verir. Bu ayet aynı zamanda sitedeki Kur'an duaları arasında yer alan "Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ" duasının sonudur.
17. er-Rezzâk
- Bütün canlıların rızkını veren.
إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
Şüphesiz rızık veren, güç sahibi ve sarsılmaz olan Allah'tır.
Ayet: Zâriyât 51/58
Rızık yalnız yiyecek değildir; sağlık, ilim, aile ve huzur da rızıktır. İnsan çalışır, rızkı veren Allah'tır.
18. el-Fettâh
- Her türlü darlığı gideren, hayır kapılarını açan.
وَهُوَ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ
O, hakkıyla hükmeden (kapıları açan) ve her şeyi bilendir.
Ayet: Sebe' 34/26 (ilgili kısım)
Fettâh hem "açan" hem de "insanlar arasında hak ile hükmeden" anlamlarına gelir.
19. el-Alîm
- Her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen.
قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا ۖ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Melekler dediler ki: Seni tenzih ederiz. Bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen her şeyi bilensin, hikmet sahibisin.
Ayet: Bakara 2/32
Meleklerin bu sözü, bütün bilginin kaynağının Allah olduğunu ve öğrenmenin bir nimet olduğunu hatırlatır.
20. el-Kâbıd · 21. el-Bâsıt
- el-Kâbıd: Dilediğinin rızkını daraltan.
- el-Bâsıt: Dilediğinin rızkını genişleten.
وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْسُطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Daraltan da genişleten de Allah'tır. Hepiniz O'na döndürüleceksiniz.
Ayet: Bakara 2/245 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da isim olarak değil, fiil olarak geçer ("daraltır, genişletir").
Bu iki isim birlikte anılır. Darlık da bolluk da bir imtihandır; darlıkta sabır, bollukta şükür beklenir.
22. el-Hâfıd · 23. er-Râfi'
- el-Hâfıd: Dilediğini alçaltan.
- er-Râfi': Dilediğini yükselten.
نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَنْ نَشَاءُ ۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ
Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
Ayet: En'âm 6/83 (ilgili kısım)
Not: İki isim de Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır. Râfi'nin anlamı bu ayette fiil olarak geçer.
Gerçek yücelik makam ve servetle değil, Allah katındaki derecedir.
24. el-Muiz · 25. el-Müzil
- el-Muiz: Dilediğine izzet ve şeref veren.
- el-Müzil: Dilediğini zillete düşüren.
وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ ۖ بِيَدِكَ الْخَيْرُ
Dilediğini aziz kılarsın, dilediğini alçaltırsın. Hayır yalnız senin elindedir.
Ayet: Âl-i İmrân 3/26 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da isim olarak değil, fiil olarak geçer.
İzzet, yani onur ve şeref, Allah'a itaatle kazanılır.
26. es-Semî' · 27. el-Basîr
- es-Semî': Her şeyi işiten.
- el-Basîr: Her şeyi gören.
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ ۖ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ
O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O her şeyi işitendir, her şeyi görendir.
Ayet: Şûrâ 42/11 (ilgili kısım)
Ayet, Allah'ın işitmesinin ve görmesinin yaratılmışlarınkine benzemediğini de bildirir. Kul, gizlide de açıkta da duyulduğunu ve görüldüğünü bilerek yaşar.
28. el-Hakem
- Mutlak hüküm sahibi; hak ile batılı ayıran.
أَفَغَيْرَ اللَّهِ أَبْتَغِي حَكَمًا
Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?
Ayet: En'âm 6/114 (ilgili kısım)
En doğru hükmü veren Allah'tır. Anlaşmazlıklarda ölçü O'nun koyduğu adalettir.
29. el-Adl
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ
Şüphesiz Allah adaleti ve iyiliği emreder.
Ayet: Nahl 16/90 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır. Ayet, adaletin Allah'ın emri olduğunu bildirir.
Allah hiç kimseye zulmetmez. Bu ayet her cuma hutbesinin sonunda da okunur.
30. el-Latîf · 31. el-Habîr
- el-Latîf: Lütfu bol olan; en ince işleri bilen.
- el-Habîr: Her şeyin iç yüzünden haberdar olan.
أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ
Yaratan hiç bilmez mi? O, en ince işleri bilendir, her şeyden haberdardır.
Ayet: Mülk 67/14
Latîf, hem en ince ayrıntıyı bilmeyi hem de kullarına fark ettirmeden lütufta bulunmayı anlatır.
32. el-Halîm
- Cezalandırmada acele etmeyen, yumuşak davranan.
وَاللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
Allah çok bağışlayandır, cezalandırmada acele etmeyendir.
Ayet: Bakara 2/225 (ilgili kısım)
Allah kuluna hemen ceza vermez, ona dönüp düzelmesi için zaman tanır.
33. el-Azîm
- Azamet sahibi, büyüklükte benzeri olmayan.
وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
O, çok yücedir, çok büyüktür.
Ayet: Şûrâ 42/4 (ilgili kısım)
Rükûda okunan "Sübhâne rabbiye'l-azîm" tesbihindeki "azîm" bu isimdir.
34. el-Gafûr
نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Kullarıma haber ver: Şüphesiz ben çok bağışlayan, çok merhamet edenim.
Ayet: Hicr 15/49
Gafûr, günahı örten ve bağışlayan demektir. Kur'an'da çoğunlukla Rahîm ismiyle birlikte geçer.
35. eş-Şekûr
- Az amele çok karşılık veren.
لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهِ ۚ إِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ
Allah onların ecirlerini tam olarak versin ve lütfundan onlara fazlasını da versin diye. Şüphesiz O çok bağışlayandır, karşılığını bol verendir.
Ayet: Fâtır 35/30
Şekûr, kulun yaptığı küçük bir iyiliği bile karşılıksız bırakmayan, ona kat kat fazlasıyla karşılık veren demektir. Kul da şükrederek bu isme karşılık verir.
36. el-Aliyy · 37. el-Kebîr
- el-Aliyy: Yüceler yücesi.
- el-Kebîr: Büyüklüğü sınırsız olan.
وَأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ
Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür.
Ayet: Hac 22/62 (ilgili kısım)
Secdede okunan "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" tesbihi ve "Allâhu ekber" sözü bu iki ismin anlamını dile getirir.
38. el-Hafîz
- Her şeyi koruyup gözeten.
إِنَّ رَبِّي عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ حَفِيظٌ
Şüphesiz Rabbim her şeyi koruyup gözetendir.
Ayet: Hûd 11/57 (ilgili kısım)
Kâinatın düzenini ayakta tutan da, kulun yaptıklarını kayıt altında tutan da Allah'tır.
39. el-Mukît
- Bütün canlıların gıdasını veren ve gücünü koruyan.
وَكَانَ اللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ مُقِيتًا
Allah her şeye gücü yeten ve her şeyin gıdasını verendir.
Ayet: Nisâ 4/85 (ilgili kısım)
Mukît, hem canlıların ihtiyacını vermek hem de her şeyi gözetip ayakta tutmak anlamlarını taşır.
40. el-Hasîb
- Kullarının hesabını gören; kuluna yeten.
وَكَفَىٰ بِاللَّهِ حَسِيبًا
Hesap görücü olarak Allah yeter.
Ayet: Nisâ 4/6 (ilgili kısım)
Ayet, yetimlerin malını korumayı emreden bir bağlamda geçer: insanlar görmese bile Allah hesabı görür.
41. el-Celîl
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Ancak celal ve ikram sahibi Rabbinin zatı bâki kalacaktır.
Ayet: Rahmân 55/27
Not: "el-Celîl" Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır. "Celal sahibi" anlamı bu ayette geçer.
Celal, Allah'ın büyüklüğü ve heybetidir. Namazdan sonra okunan "Tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" duasında da bu sıfat anılır.
42. el-Kerîm
يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ
Ey insan! Seni, cömert olan Rabbine karşı aldatan nedir?
Ayet: İnfitâr 82/6
Allah'ın cömertliği, insanın nankörlüğüne rağmen nimet vermeye devam etmesinde görünür. Ayet, bu cömertliğin şımarmaya değil şükre yol açması gerektiğini hatırlatır.
43. er-Rakîb
- Her an gözetleyen, her şeyi kontrolünde tutan.
إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا
Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.
Ayet: Nisâ 4/1 (ilgili kısım)
Bu bilinç, insanın kimse görmezken de doğru davranmasının, yani murakabenin temelidir.
44. el-Mucîb
إِنَّ رَبِّي قَرِيبٌ مُجِيبٌ
Şüphesiz Rabbim yakındır, dualara karşılık verendir.
Ayet: Hûd 11/61 (ilgili kısım)
Allah kuluna yakındır ve duasını işitir. Karşılık bazen istenen şey, bazen ondan daha hayırlısı olur.
45. el-Vâsi'
- İlmi ve rahmeti her şeyi kuşatan.
إِنَّ اللَّهَ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
Şüphesiz Allah'ın rahmeti ve ilmi geniştir, O her şeyi bilendir.
Ayet: Bakara 2/115 (ilgili kısım)
Ayetin başında "Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü oradadır" denir: Allah hiçbir yerle sınırlı değildir.
46. el-Hakîm
- Bütün işleri hikmetli olan.
وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
O, mutlak güç sahibidir, hikmet sahibidir.
Ayet: Haşr 59/24 (ilgili kısım)
Allah'ın hiçbir işi boş ve anlamsız değildir. İnsan hikmetini her zaman göremese de her emrin ve her olayın bir hikmeti vardır.
47. el-Vedûd
- Kullarını seven, sevilmeye en layık olan.
وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ
O, çok bağışlayandır, çok sevendir.
Ayet: Burûc 85/14
Allah ile kul arasındaki ilişki yalnız korku üzerine değil, sevgi üzerine de kuruludur.
48. el-Mecîd
- Şanı yüce, şerefi sonsuz olan.
إِنَّهُ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir.
Ayet: Hûd 11/73 (ilgili kısım)
Namazda okunan salli-bârik dualarının sonundaki "innek hamîdün mecîd" ifadesi bu ismi anar.
49. el-Bâis
- Ölüleri dirilten; peygamber gönderen.
وَأَنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ
Şüphesiz Allah kabirdekileri diriltecektir.
Ayet: Hac 22/7 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da isim olarak değil, fiil olarak geçer.
"Bâs" (öldükten sonra diriliş) ve "bi'set" (peygamber gönderilmesi) kelimeleri aynı kökten gelir.
50. eş-Şehîd
- Her şeye şahit olan, her yerde hazır ve nazır.
وَكَفَىٰ بِاللَّهِ شَهِيدًا
Şahit olarak Allah yeter.
Ayet: Nisâ 4/79 (ilgili kısım)
Hiçbir olay ve hiçbir söz Allah'ın bilgisinin dışında kalmaz.
51. el-Hak
- Varlığı gerçek ve değişmez olan.
ذَٰلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّهُ يُحْيِي الْمَوْتَىٰ وَأَنَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Bu, Allah'ın gerçeğin ta kendisi olduğu, ölüleri dirilttiği ve her şeye gücünün yettiği içindir.
Ayet: Hac 22/6
Allah'ın varlığı başka hiçbir şeye bağlı değildir. O'nun dışındaki her şey O'nun var etmesiyle vardır.
52. el-Vekîl
- Kendisine tevekkül edilen, işleri yoluna koyan.
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.
Ayet: Âl-i İmrân 3/173 (ilgili kısım)
Tevekkül, elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır. Bu söz, Uhud'dan sonra tehdit edilen müminlerin cevabıdır.
53. el-Kaviyy
إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
Şüphesiz Allah çok güçlüdür, mutlak üstündür.
Ayet: Hac 22/40 (ilgili kısım)
Allah'ın gücü hiçbir zaman azalmaz ve hiçbir şey O'nu yormaz.
54. el-Metîn
إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
Şüphesiz rızık veren, güç sahibi ve sarsılmaz olan Allah'tır.
Ayet: Zâriyât 51/58
Kaviyy gücün büyüklüğünü, Metîn ise bu gücün hiç sarsılmadığını anlatır. (Bu ayet, er-Rezzâk ismi için de kullanıldı.)
55. el-Veliyy · 56. el-Hamîd
- el-Veliyy: İnananların dostu ve yardımcısı.
- el-Hamîd: Övülmeye layık olan.
وَهُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُ ۚ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ
İnsanlar umudu kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayan O'dur. O, dost ve yardımcıdır, övülmeye layıktır.
Ayet: Şûrâ 42/28
Ümitsizliğin ardından gelen yağmur örneğiyle, Allah'ın kullarını yalnız bırakmadığı anlatılır. Her "Elhamdülillâh" dediğimizde O'nun Hamîd olduğunu ikrar ederiz.
57. el-Muhsî
- Her şeyin sayısını bilen.
وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا
O her şeyi tek tek saymıştır.
Ayet: Cin 72/28 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da isim olarak değil, fiil olarak geçer.
Yağmur damlalarından insanın her nefesine kadar hiçbir şey Allah'ın bilgisinin dışında değildir.
58. el-Mübdi' · 59. el-Muîd
- el-Mübdi': Örneksiz olarak ilk defa yaratan.
- el-Muîd: Yarattıklarını öldükten sonra yeniden dirilten.
إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
Şüphesiz ilk defa yaratan da tekrar diriltecek olan da O'dur.
Ayet: Burûc 85/13
Not: Kur'an'da isim olarak değil, fiil olarak geçer.
İlk yaratmaya gücü yeten, tekrar yaratmaya da gücü yetendir. Kur'an ahiret inancını sık sık bu delille anlatır.
60. el-Muhyî · 61. el-Mümît
- el-Muhyî: Can veren, hayat bağışlayan.
- el-Mümît: Ölümü yaratan.
يُحْيِي وَيُمِيتُ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Hayat veren de öldüren de O'dur. O her şeye gücü yetendir.
Ayet: Hadîd 57/2 (ilgili kısım)
Not: "Muhyî" Rûm 30/50'de isim olarak geçer (إِنَّ ذَٰلِكَ لَمُحْيِي الْمَوْتَىٰ, "Şüphesiz O ölüleri diriltecektir"). "Mümît" isim olarak geçmez, fiil olarak geçer.
Hayat da ölüm de Allah'ın elindedir. Ayette ölüm, hayatın karşıtı olarak "yaratılmış" bir şey diye anılır (bkz. Mülk 67/2).
62. el-Hayy · 63. el-Kayyûm
- el-Hayy: Ezelî ve ebedî hayat sahibi, diri olan.
- el-Kayyûm: Varlığı kendinden olan, her şeyi ayakta tutan.
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ
Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. Diridir, her şeyi ayakta tutandır. O'nu ne uyuklama tutar ne de uyku.
Ayet: Bakara 2/255 (ilgili kısım)
Âyetü'l-Kürsî bu iki isimle başlar. Sitedeki ezber kartlarında ayetin tamamı vardır.
64. el-Vâcid
- Dilediğini dilediği anda bulan; hiçbir şeye muhtaç olmayan.
Not: Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır.
Allah'ın aradığını bulamaması, istediğine ulaşamaması düşünülemez. Hiçbir şey O'nun elinden kaçmaz.
65. el-Mâcid
- Kadri ve şanı büyük, keremi bol olan.
Not: Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır. Anlamca 48. isim el-Mecîd'e yakındır.
Mâcid, şanının yüceliğiyle birlikte ikramının da bol olmasını anlatır.
66. el-Vâhid
- Zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olan.
وَإِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمَٰنُ الرَّحِيمُ
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur. O, Rahmân'dır, Rahîm'dir.
Ayet: Bakara 2/163
Tevhid inancının özüdür. Allah'ın ne ortağı ne de benzeri vardır.
67. es-Samed
- Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu.
اللَّهُ الصَّمَدُ
Allah Samed'dir (her şey O'na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir).
Ayet: İhlâs 112/2
Kur'an'da yalnız İhlâs suresinde geçer. Öğrencilerin ezberlediği bu kısa surede Allah'ın birliği özetlenir.
68. el-Kâdir
- Dilediğini yapmaya gücü yeten.
أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلَىٰ أَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتَىٰ
Bunu (insanı yaratanın), ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Ayet: Kıyâme 75/40
Kıyâme suresi, insanın yaratılışını anlattıktan sonra bu soruyla biter. İnsanı ilk defa yaratan, onu yeniden diriltmeye de kâdirdir.
69. el-Muktedir
- Kudret sahibi, dilediği gibi tasarruf eden.
فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِنْدَ مَلِيكٍ مُقْتَدِرٍ
(Takva sahipleri) gerçek bir makamda, kudret sahibi bir hükümdarın katındadırlar.
Ayet: Kamer 54/55
Muktedir, Kâdir isminin daha güçlü bir ifadesidir: Allah'ın kudreti hiçbir şeyle sınırlı değildir.
70. el-Mukaddim · 71. el-Muahhir
- el-Mukaddim: Dilediğini öne geçiren.
- el-Muahhir: Dilediğini geriye bırakan.
أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ
Öne geçiren de sensin, geri bırakan da sensin.
Hadis: Buhârî, Teheccüd (1120)
Not: Kur'an'da isim olarak geçmez. Peygamberimizin gece namazına kalktığında okuduğu duada bu iki isimle dua edilir.
Kimin öne geçeceğini, neyin erken neyin geç olacağını Allah takdir eder. Mümin, gecikmelerde de hayır olabileceğini bilir.
72. el-Evvel · 73. el-Âhir · 74. ez-Zâhir · 75. el-Bâtın
- el-Evvel: Varlığının başlangıcı olmayan.
- el-Âhir: Varlığının sonu olmayan.
- ez-Zâhir: Varlığı delilleriyle apaçık olan.
- el-Bâtın: Zatının mahiyeti akılla kavranamayan.
هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
O, ilktir, sondur. Varlığı apaçıktır, zatı gizlidir. O her şeyi bilendir.
Ayet: Hadîd 57/3
Dört isim birbirini tamamlar: Allah zamanla sınırlı değildir; varlığı kâinattaki her şeyde görünür, ama zatı akılla kavranamaz.
76. el-Vâlî
- Bütün kâinatı idare eden.
وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَالٍ
Onların Allah'tan başka bir koruyucusu ve işlerini yönetecek kimsesi yoktur.
Ayet: Ra'd 13/11 (ilgili kısım)
Aynı ayette "Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez" ilkesi de geçer.
77. el-Müteâlî
- Yaratılmışlara ait niteliklerden çok yüce olan.
عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ
O, görüleni de görülmeyeni de bilendir. Çok büyüktür, çok yücedir.
Ayet: Ra'd 13/9
Allah, insanın hayal edebileceği her türlü benzetmeden ve sınırlamadan yücedir.
78. el-Berr
- İyiliği ve ihsanı bol olan.
إِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ
Şüphesiz O, iyiliği bol olandır, çok merhamet edendir.
Ayet: Tûr 52/28 (ilgili kısım)
"Birr" (iyilik) kelimesi de aynı köktendir. Anne-babaya iyiliğe "birrü'l-vâlideyn" denir.
79. et-Tevvâb
فَتَلَقَّىٰ آدَمُ مِنْ رَبِّهِ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Âdem, Rabbinden bazı sözler öğrendi (ve onlarla tövbe etti). Allah da onun tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çokça kabul edendir, çok merhamet edendir.
Ayet: Bakara 2/37
Hz. Âdem'in öğrendiği sözler, sitede onaylanan Kur'an duaları arasındaki A'râf 7/23 duasıdır ("Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ"). Tövbeyi çokça kabul eden Allah, kulun tekrar tekrar dönmesini ister.
80. el-Müntekim
- Suçluları adaletle cezalandıran.
وَاللَّهُ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
Allah mutlak güç sahibidir, (suçlulardan) hesap soran ceza sahibidir.
Ayet: Âl-i İmrân 3/4 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da "zü'ntikâm" (intikam sahibi) olarak geçer; "el-Müntekim" kalıbı hadisteki listededir.
Buradaki "intikam" kişisel öfke değil, adaletin yerini bulmasıdır. Allah'ın cezası haksızlığa uğrayanların hakkını korur.
81. el-Afüvv
إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
Şüphesiz Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.
Ayet: Nisâ 4/43 (ilgili kısım)
Hadis (Kadir gecesi duası)
اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
Allâhumme inneke afüvvün kerîmün tühibbü'l-afve fa'fü annî
Allah'ım! Sen çok affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin, beni de affet.
Tirmizî, Deavât (3513)
Af, günahı silip izini bile bırakmamaktır. Hz. Âişe, Kadir gecesini bulursa ne demesi gerektiğini sorduğunda Peygamberimiz bu duayı öğretmiştir.
82. er-Raûf
إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَحِيمٌ
Şüphesiz Allah insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Ayet: Bakara 2/143 (ilgili kısım)
Ayet, kıblenin değişmesiyle önceki namazların boşa gidip gitmediği endişesine cevap olarak gelir: Allah kullarının imanını boşa çıkarmaz.
83. Mâlikü'l-Mülk
قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ
De ki: Ey mülkün sahibi Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın.
Ayet: Âl-i İmrân 3/26 (ilgili kısım)
İnsanın elindeki mal ve makam emanettir. Gerçek sahip Allah'tır. (Bu ayetin devamı el-Muiz ve el-Müzil isimleri için de kullanıldı.)
84. Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm
- Celal, azamet ve ikram sahibi.
تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Celal ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir.
Ayet: Rahmân 55/78
Rahmân suresi bu ayetle biter. Celal Allah'ın büyüklüğünü, ikram ise kullarına cömertliğini anlatır. Namazdan sonra okunan "Allâhumme ente's-selâm… tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" duasında bu isim anılır.
85. el-Muksit
- Her işi yerli yerinde ve adaletle yapan.
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ
Şüphesiz Allah adaletle davrananları sever.
Ayet: Hucurât 49/9 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da Allah'ın ismi olarak geçmez; hadisteki listede yer alır. Ayet, adaletle davrananları Allah'ın sevdiğini bildirir.
Ayet, iki grup arasını adaletle bulmayı emreden bir bağlamda geçer.
86. el-Câmi'
- Dilediğini dilediği yerde toplayan.
رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
Rabbimiz! Şüphesiz sen, insanları geleceğinde şüphe olmayan bir günde toplayacaksın. Allah sözünden dönmez.
Ayet: Âl-i İmrân 3/9
Bu ayet, sitedeki "Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ" duasının (3/8) hemen devamıdır.
87. el-Ganiyy
- Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, zengin.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ إِلَى اللَّهِ ۖ وَاللَّهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ
Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmeye layıktır.
Ayet: Fâtır 35/15
Allah'ın kulların ibadetine ihtiyacı yoktur. İbadet, insanın kendi ihtiyacıdır.
88. el-Muğnî
وَأَنَّهُ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ
Zengin eden de sermaye veren de O'dur.
Ayet: Necm 53/48
Not: Kur'an'da isim olarak değil, fiil olarak geçer.
Peygamberimiz "Zenginlik mal çokluğu değildir, asıl zenginlik gönül zenginliğidir" buyurmuştur (Buhârî, Rikâk 6446).
89. el-Mâni'
- Dilemediği şeye engel olan.
Not: Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır.
Allah'ın vermediği şeyde de bir hikmet vardır. Mümin, istediği olmadığında da Allah'ın takdirine güvenir.
90. ed-Dârr · 91. en-Nâfi'
- ed-Dârr: Elem ve zarar veren şeyleri de yaratan.
- en-Nâfi': Hayır ve fayda veren şeyleri yaratan.
وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ ۖ وَإِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Allah sana bir sıkıntı dokundursa onu O'ndan başka giderecek yoktur. Sana bir iyilik dokundursa, O her şeye gücü yetendir.
Ayet: En'âm 6/17
Not: İki isim de Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır.
Bu iki isim her zaman birlikte anılır. Zararın da faydanın da yaratıcısı Allah'tır; fakat Allah kuluna zulmetmez. Sıkıntılar bir imtihandır ve gidericisi de yine Allah'tır.
92. en-Nûr
اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ
Allah göklerin ve yerin nurudur.
Ayet: Nûr 24/35 (ilgili kısım)
Nur, hem görünen ışık hem de gönüllere hidayet anlamındadır. Ayetin devamında "Allah dilediğini nuruna iletir" buyrulur.
93. el-Hâdî
- Hidayet veren, doğru yolu gösteren.
وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا
Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
Ayet: Furkân 25/31 (ilgili kısım)
Her namazda Fâtiha'da "Bizi doğru yola ilet" diye istediğimiz hidayetin sahibi Allah'tır.
94. el-Bedî'
- Eşi ve örneği olmayan güzellikte yaratan.
بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ وَإِذَا قَضَىٰ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
Gökleri ve yeri örneksiz olarak yaratandır. Bir işin olmasını dilediğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen olur.
Ayet: Bakara 2/117
Allah yaratırken hiçbir örneğe ihtiyaç duymaz. Kâinattaki çeşitlilik ve güzellik bu ismin yansımasıdır.
95. el-Bâkî
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Ancak celal ve ikram sahibi Rabbinin zatı bâki kalacaktır.
Ayet: Rahmân 55/27
Not: Kur'an'da isim olarak değil, fiil olarak geçer. (Bu ayet el-Celîl ismi için de kullanıldı.)
Bir önceki ayette "Yeryüzündeki her şey yok olacaktır" buyrulur. Kalıcı olan yalnız Allah'tır.
96. el-Vâris
- Her şey yok olduktan sonra baki kalan, her şeyin asıl sahibi.
وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ
Şüphesiz hayat veren de öldüren de biziz. Her şeye sonunda varis olan da biziz.
Ayet: Hicr 15/23
İnsan dünyadan giderken her şeyi geride bırakır. Her şeyin son sahibi Allah'tır. (Hz. Zekeriyyâ'nın onaylanan duasında da "Sen varislerin en hayırlısısın" denir.)
97. er-Reşîd
- Doğru yolu gösteren, her işi isabetli olan.
وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
İşimizde bize doğru yolu kolaylaştır.
Ayet: Kehf 18/10 (ilgili kısım)
Not: Kur'an'da Allah'ın ismi olarak geçmez; hadisteki listede yer alır. Ayet, aynı kökten "rüşd" (doğruluk, isabet) kelimesiyle Allah'tan doğru yolu ister. Bu, sitede onaylanan Ashâb-ı Kehf duasıdır.
Allah'ın bütün işleri isabetlidir; kul da işlerinde doğruyu bulmak için O'na sığınır.
98. es-Sabûr
لَيْسَ أَحَدٌ ... أَصْبَرَ عَلَى أَذًى سَمِعَهُ مِنَ اللَّهِ
İşittiği eziyet verici sözlere Allah'tan daha sabırlı kimse yoktur. (Hadisin devamı: İnsanlar O'na çocuk isnat ederler, O ise yine de onlara sağlık ve rızık verir.)
Hadis: Buhârî, Edeb (6099)
Not: Kur'an'da isim olarak geçmez; hadisteki listede yer alır.
Allah, kendisine karşı gelenleri hemen cezalandırmaz, onlara rızık vermeye devam eder. Bu isim, kula da sabrı ve öfkeye hâkim olmayı öğretir.
Ayetlerin Arapçası Kur’an metninden, hadislerdeki ifadeler hadis kaynaklarından birebir alınmıştır. Kur’an’da isim olarak geçmeyen isimler ayrıca belirtilmiştir. Bu sayfada sayılı okuma fazileti ya da havas bilgisi yer almaz. Dualar için Dualar sayfasına bakın.