Allah’ın isim ve sıfatlarıyla yapılan 100 bölümlük dua: Arapçası, okunuşu ve anlamıyla. Okunuşu ya da anlamı gizleyebilir, bölümleri tahtada sırayla gösterebilirsiniz.
Allah'ım, isimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey Allah, ey herkese merhamet eden, ey müminlere rahmet eden, ey her şeyi bilen, ey yumuşak davranan, ey büyük, ey her işi hikmetli olan, ey varlığının başlangıcı olmayan, ey her şeyi ayakta tutan, ey cömert!
Ey efendilerin efendisi, ey duaları kabul eden, ey iyiliklerin sahibi, ey dereceleri yüce olan, ey bereketi büyük olan, ey hataları bağışlayan, ey belaları savan, ey bütün sesleri işiten, ey isteneni veren, ey gizliyi ve saklıyı bilen!
Ey bağışlayanların, yardım edenlerin, hüküm verenlerin, kapı açanların, anıp hatırlayanların, her şeye vâris olanların, övenlerin, rızık verenlerin, hakkı batıldan ayıranların ve iyilik edenlerin en hayırlısı!
Yâ men lehü'l-izzü ve'l-cemâl, yâ men lehü'l-mülkü ve'l-celâl, yâ men lehü'l-kudretü ve'l-kemâl, yâ men hüve'l-kebîrü'l-müteâl, yâ men hüve şedîdü'l-mihâl, yâ men hüve şedîdü'l-ıkâb, yâ men hüve serîu'l-hisâb, yâ men hüve indehû hüsnü's-sevâb, yâ men hüve indehû ümmü'l-kitâb, yâ men hüve yünşiü's-sehâbe's-sikâl. Sübhâneke lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey izzet ve güzellik kendisine ait olan, ey mülk ve yücelik kendisine ait olan, ey kudret ve kemal kendisine ait olan, ey pek büyük ve yüce olan, ey gücü karşı konulmaz olan, ey cezası çetin olan, ey hesabı çabuk gören, ey en güzel karşılık katında olan, ey Ümmü'l-Kitâb (ana kitap) katında olan, ey ağır yüklü bulutları oluşturan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey çok şefkatli, ey nimetleri karşılıksız veren, ey her şeyin karşılığını veren, ey bağışlaması bol olan, ey apaçık delil, ey mutlak hükümran, ey her eksikten uzak, ey yardımı istenen, ey ihsan ve açıklama sahibi, ey güven veren!
Yâ men tevâdaa küllü şey'in li-azametih, yâ meni'stesleme küllü şey'in li-kudretih, yâ men zelle küllü şey'in li-izzetih, yâ men hadaa küllü şey'in li-heybetih, yâ meni'nkâde küllü şey'in li-meleketih, yâ men dâne küllü şey'in min mehâfetih, yâ meni'nşakkati'l-cibâlü min haşyetih, yâ men kâmeti's-semâvâtü bi-emrih, yâ meni'stekarrati'l-ardu bi-iznih, yâ men lâ ya'tedî alâ ehli memleketih. Sübhâneke lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey her şeyin azameti karşısında alçalıp eğildiği, kudretine teslim olduğu, izzeti önünde boyun büktüğü, heybeti karşısında saygıyla eğildiği, hükümranlığına boyun eğdiği, korkusuyla itaat ettiği; ey haşyetinden dağların yarıldığı, emriyle göklerin ayakta durduğu, izniyle yerin karar kıldığı ve mülkünde yaşayanlara asla haksızlık etmeyen!
Ey hataları bağışlayan, ey belaları gideren, ey umutların son durağı, ey bağışları bol bol veren, ey hediyeleri geniş olan, ey bütün yaratılmışlara rızık veren, ey ecelleri takdir eden, ey şikâyetleri işiten, ey birlikleri (yardım ordularını) gönderen, ey esirleri kurtaran!
Ey hamd ve övgü sahibi, ey şan ve parlaklık sahibi, ey övünç ve ihtişam sahibi, ey söz ve sözünü yerine getirme sahibi, ey af ve rıza sahibi, ey ihsan ve bağış sahibi, ey hükmü ve takdiri ayıran, ey izzet ve sonsuzluk sahibi, ey cömertlik ve nimet sahibi, ey lütuf ve sayısız nimet sahibi!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey zararı engelleyen, ey belayı savan, ey fayda veren, ey işiten, ey yükselten, ey sanatla yaratan, ey şifa veren, ey bir araya toplayan, ey rahmeti geniş olan, ey genişlik veren!
Ey her yapılanı yapan, her yaratılanı yaratan, rızıklanan her canlıya rızık veren, sahip olunan her şeyin sahibi; ey her sıkıntılının sıkıntısını gideren, her kederlinin kederini açan, merhamet edilen herkese merhamet eden, yardımsız kalan herkese yardım eden, her kusurlunun kusurunu örten ve her mazlumun sığınağı olan!
Ey gaybları çok iyi bilen, günahları çokça bağışlayan, kusurları çokça örten, sıkıntıları gideren; ey kalpleri halden hale çeviren, kalpleri süsleyen, kalpleri aydınlatan, kalplerin hekimi, kalplerin sevgilisi ve kalplerin dostu olan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey yüce, ey güzel, ey kendisine güvenilip dayanılan, ey kefil olan, ey yol gösteren, ey pişman olanın hatasını bağışlayan, ey her şeyden haberdar, ey lütfu ince, ey üstün ve şerefli, ey gerçek hükümdar!
Ey şaşkınlara yol gösteren, yardım dileyenlerin imdadına yetişen, feryat edenlerin feryadına koşan, sığınak arayanlara kucak açan; ey asilerin sığınağı, günahkârları bağışlayan, korkanlara güven veren, düşkünlere merhamet eden, yalnızlara dost olan ve çaresizlerin duasını kabul eden!
Ey cömertlik ve iyilik sahibi, lütuf ve ihsan sahibi, emniyet ve güven sahibi, kutsiyet ve tenzih sahibi, hikmet ve açıklama sahibi, rahmet ve rıza sahibi, delil ve burhan sahibi, azamet ve hükümranlık sahibi, af ve bağışlama sahibi, şefkat sahibi ve yardımı istenen!
Yâ men hüve Rabbü külli şey', yâ men hüve ilâhü külli şey', yâ men hüve hâliku külli şey', yâ men hüve fevka külli şey', yâ men hüve kable külli şey', yâ men hüve ba'de külli şey', yâ men hüve âlimü külli şey', yâ men hüve kâdiru külli şey', yâ men hüve sânii külli şey', yâ men hüve yebkâ ve yefnâ küllü şey'. Sübhâneke lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey her şeyin Rabbi, her şeyin ilahı, her şeyin yaratıcısı olan; ey her şeyin üstünde, her şeyden önce ve her şeyden sonra olan; ey her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve her şeyi sanatla yapan; ey her şey yok olurken baki kalan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey güven veren, ey her şeyi gözetip koruyan, ey var eden, ey (doğruyu kalbe) telkin eden, ey apaçık bildiren, ey zorlukları kolaylaştıran, ey süsleyen, ey yücelten, ey yardım eden, ey renk renk yaratan!
Yâ men hüve fî mülkihî mukîm, yâ men hüve fî celâlihî azîm, yâ men hüve fî sultânihî kadîm, yâ men hüve alâ abdihî rahîm, yâ men hüve bi-külli şey'in alîm, yâ men hüve li-men cefâhü halîm, yâ men hüve li-men recâhü kerîm, yâ men hüve fî mekâdîrihî hakîm, yâ men hüve fî hukmihî latîf, yâ men hüve fî lutfihî kadîr. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey mülkünde daimî olan, celalinde büyük olan, hükümranlığı ezelî olan, kuluna merhametli olan, her şeyi bilen; ey kendisine kaba davranana karşı yumuşak, kendisinden umanlara cömert olan; ey takdirlerinde hikmetli, hükmünde lütufkâr ve lütfunda kudretli olan!
Yâ men lâ yürcâ illâ fadlüh, yâ men lâ yuhâfu illâ adlüh, yâ men lâ yüntazaru illâ birruh, yâ men lâ yüs'elü illâ afvüh, yâ men lâ yedûmü illâ mülküh, yâ men lâ sultâne illâ sultânüh, yâ men lâ burhâne illâ burhânüh, yâ men vesiat külle şey'in rahmetüh, yâ men sebekat rahmetühû alâ ğadabih, yâ men ehâta bi-külli şey'in ilmüh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey lütfundan başka bir şey umulmayan, adaletinden başka bir şeyinden korkulmayan, iyiliğinden başkası beklenmeyen, affından başkası istenmeyen; ey mülkünden başka mülk kalıcı olmayan, hükümranlığından başka hükümranlık ve delilinden başka delil bulunmayan; ey rahmeti her şeyi kuşatan, rahmeti gazabını geçen ve ilmi her şeyi çepeçevre kuşatan!
Ey tasayı dağıtan, kederi gideren, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, yaratılmışları yaratan, vaadinde sadık olan, çocuğa rızık veren, ahdini yerine getiren, sırrı bilen ve tohumu çatlatıp filizlendiren!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey yüce, ey sözüne vefalı, ey dost ve yardımcı, ey hiçbir şeye muhtaç olmayan, ey her şeye gücü yeten, ey tertemiz, ey razı olan, ey eşsiz yaratan, ey gözlerden gizli, ey çok kuvvetli!
Ey güzeli ortaya çıkaran, çirkini örten, suç yüzünden hemen cezalandırmayan, (kulunun) perdesini yırtmayan; ey affı büyük, hoşgörüsü güzel, bağışlaması geniş, rahmetle iki elini açan; ey her gizli yakarışın sahibi ve her şikâyetin son durağı!
Ey bol nimet, geniş rahmet, tam hikmet, eksiksiz kudret, kesin delil ve apaçık ikram sahibi; ey yüce sıfatların, daimî izzetin, sarsılmaz kuvvetin ve her şeyden önce gelen lütfun sahibi!
Ey hüküm verenlerin en iyi hüküm vereni, adaletlilerin en adili, doğruların en doğrusu, apaçık olanların en açığı, temizlerin en temizi, yaratanların en güzel yaratanı; ey hesap görenlerin en çabuğu, işitenlerin en iyi işiteni, cömertlerin en cömerdi, merhametlilerin en merhametlisi ve şefaat edenlerin en çok şefaati kabul olunanı!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey şekil veren, ölçüyle takdir eden, temizleyen, aydınlatan, öne alan, geriye bırakan, kolaylaştıran, uyaran, müjdeleyen ve her işi düzenleyen!
Ey Beytullah'ın (Kâbe'nin), haram ayların, Mescid-i Haram'ın, Mekke'nin, Rükün ile Makam-ı İbrahim'in, Meş'ar-i Haram'ın (Müzdelife), helal ile haramın, aydınlık ile karanlığın, selam ve esenliğin, celal ve ikramın Rabbi!
Yâ imâde men lâ imâde leh, yâ senede men lâ senede leh, yâ zuhra men lâ zuhra leh, yâ ğıyâse men lâ ğıyâse leh, yâ hırza men lâ hırza leh, yâ fahra men lâ fahra leh, yâ izze men lâ izze leh, yâ muîne men lâ muîne leh, yâ enîse men lâ enîse leh, yâ ğunyete men lâ ğunyete leh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey dayanağı olmayanın dayanağı, desteği olmayanın desteği, birikimi olmayanın hazinesi, yardımcısı olmayanın imdadı, korunağı olmayanın sığınağı, övüneceği olmayanın övüncü, izzeti olmayanın izzeti, yardımcısı olmayanın yardımcısı, dostu olmayanın dostu ve zenginliği olmayanın zenginliği!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey her şeyi ayakta tutan, ey daimî olan, ey merhamet eden, ey hüküm veren, ey bilen, ey koruyan, ey (rızkı) paylaştıran, ey her kusurdan uzak, ey daraltan, ey genişleten!
Ey kendisine sığınanı koruyan, merhamet dileyene merhamet eden, yardım isteyene yardım eden, korunma dileyeni koruyan, ikram dileyene ikram eden, doğru yolu soranı irşat eden, destek isteyene destek olan, imdat dileyenin imdadına yetişen, feryat edenin feryadına koşan ve bağışlanma dileyeni bağışlayan!
Ey bağışlaması cömertçe olan, ihsanı büyük, hayrı bol, lütfu ezelî; ey sanatı ince, lütfu daimî olan; ey sıkıntıyı açıp ferahlatan, zararı gideren, mülkün sahibi ve hak ile hükmeden!
Ey hiçbir zulme uğramayan üstün, mahiyetine ulaşılamayan latîf, hiç uyumayan gözetici; ey hiçbir şeyi kaçırmayan, hiç ölmeyen diri, saltanatı sona ermeyen hükümdar, yok olmayan baki; ey hiçbir şeyi bilmezlikten gelmeyen âlim, yiyip içmeye muhtaç olmayan Samed ve hiç zayıflamayan kuvvetli!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey tek olan, ey her istediğini bulan, ey her şeye şahit olan, ey şanı yüce, ey doğru yolu gösteren, ey ölüleri dirilten, ey her şeyin vârisi, ey zarar da veren, ey fayda veren, ey hidayet eden!
Yâ a'zame min külli azîm, yâ ekreme min külli kerîm, yâ erhame min külli rahîm, yâ ahkeme min külli hakîm, yâ a'leme min külli alîm, yâ akdeme min külli kadîm, yâ ekbere min külli kebîr, yâ ecelle min külli celîl, yâ eazze min külli azîz, yâ eltafe min külli latîf. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey her büyükten daha büyük, her cömertten daha cömert, her merhametliden daha merhametli, her hikmet sahibinden daha hikmetli, her bilenden daha bilgili, her eskiden daha önce olan, her yüceden daha yüce, her şerefliden daha şerefli, her üstünden daha üstün ve her latîften daha latîf olan!
Yâ men hüve küllü şey'in hâdıun leh, yâ men hüve küllü şey'in kâinun leh, yâ men hüve küllü şey'in mevcûdun leh, yâ men hüve küllü şey'in münîbun leh, yâ men hüve küllü şey'in hâifun minh, yâ men hüve küllü şey'in müsebbihun leh, yâ men hüve küllü şey'in kâimun bih, yâ men hüve küllü şey'in hâşiun leh, yâ men hüve küllü şey'in sâirun ileyh, yâ men hüve küllü şey'in hâlikün illâ vecheh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey her şeyin kendisine boyun eğdiği, her şeyin kendisi için var olduğu ve onunla varlığını sürdürdüğü, her şeyin kendisine yöneldiği, her şeyin kendisinden korktuğu, her şeyin onu tesbih ettiği, her şeyin onunla ayakta durduğu, her şeyin ona saygıyla eğildiği, her şeyin ona döneceği ve zâtından başka her şeyin yok olacağı!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey yeten, ey vefalı ve eksiksiz veren, ey şifa veren, ey afiyet veren, ey yüce, ey (kullarını) çağıran, ey razı olan, ey hüküm veren, ey baki, ey hidayet eden!
Yâ men lâ meferra illâ ileyh, yâ men lâ mefzea illâ ileyh, yâ men lâ melcee illâ ileyh, yâ men lâ yütevekkelü illâ aleyh, yâ men lâ maksade illâ ileyh, yâ men lâ mencâ illâ ileyh, yâ men lâ yurğabü illâ ileyh, yâ men lâ yu'bedü illâ iyyâh, yâ men lâ yüsteânü illâ minh, yâ men lâ havle ve lâ kuvvete illâ bih. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey kendisinden başka kaçılacak, korkuyla sığınılacak, barınılacak yer olmayan; ey kendisinden başkasına tevekkül edilmeyen; ey kendisinden başka gidilecek ve kurtuluş bulunacak kapı olmayan; ey kendisinden başkasına yönelinmeyen ve kendisinden başkasına kulluk edilmeyen; ey kendisinden başkasından yardım istenmeyen ve kendisinden başka güç ve kuvvet sahibi olmayan!
Ey kendisinden korkulanların, aranıp istenenlerin, kendisine rağbet edilenlerin, kendisinden dilenenlerin, kendisine yönelinenlerin, anılanların, kendisine şükredilenlerin, sevilenlerin, misafir ağırlayıp konuk edenlerin ve kendisiyle ünsiyet edilenlerin en hayırlısı!
Yâ men hüve halaka fesevvâ, yâ men hüve kaddera fehedâ, yâ men hüve yekşifü'l-belvâ, yâ men hüve yesmeu'n-necvâ, yâ men hüve yünkızü'l-ğarkâ, yâ men hüve yüncî'l-helkâ, yâ men hüve yeşfi'l-merdâ, yâ men hüve emâte ve ahyâ, yâ men hüve edhake ve ebkâ, yâ men hüve edalle ve ehdâ. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, belayı gideren, gizli yakarışı işiten, boğulmak üzere olanları kurtaran, helak olacakları selamete çıkaran, hastalara şifa veren, öldüren ve dirilten, güldüren ve ağlatan, (dilediğini) saptıran ve hidayete erdiren!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey bağışlayan, ey örten, ey her şeye galip gelen, ey her şeye gücü yeten, ey her şeyi gören, ey yoktan yaratan, ey az amele çok karşılık veren, ey anan, ey yardım eden, ey kırıkları onaran!
Yâ men hüve ileyhi yehrabü'l-hâifûn, yâ men hüve ileyhi yefzeu'l-müznibûn, yâ men hüve ileyhi yaksıdü'l-münîbûn, yâ men hüve ileyhi yelceü'l-âsûn, yâ men hüve ileyhi yerğabü'z-zâhidûn, yâ men hüve fîhi yatmeu'l-hâtıûn, yâ men hüve yeste'nisü bihi'l-mürîdûn, yâ men hüve yeftehiru bihi'l-muhsinûn, yâ men hüve aleyhi yetevekkelü'l-mütevekkilûn, yâ men hüve yeskünü bihi'l-mûkınûn. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey korkanların kendisine kaçtığı, günahkârların sığındığı, tövbe edenlerin yöneldiği, asilerin barındığı, zahitlerin rağbet ettiği, hata edenlerin (affını) umduğu; ey kendisini arayanların onunla huzur bulduğu, iyilik edenlerin onunla övündüğü, tevekkül edenlerin kendisine dayandığı ve kesin iman edenlerin onunla sükûnete erdiği!
Yâ akrabe min külli karîb, yâ ehabbe min külli habîb, yâ a'zame min külli azîm, yâ eazze min külli azîz, yâ akvâ min külli kaviyy, yâ ağnâ min külli ğaniyy, yâ ecvede min külli cevâd, yâ er'efe min külli raûf, yâ erhame min külli rahîm, yâ ecelle min külli celîl. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey her yakından daha yakın, her sevgiliden daha sevgili, her büyükten daha büyük, her üstünden daha üstün, her güçlüden daha güçlü, her zenginden daha zengin, her cömertten daha cömert, her şefkatliden daha şefkatli, her merhametliden daha merhametli ve her yüceden daha yüce olan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey yakın olan, ey gözeten, ey sevgili, ey duaları kabul eden, ey hesaba çeken ve yeten, ey (kalplerin ve bedenlerin) hekimi, ey her şeyi gören, ey her şeyden haberdar, ey aydınlatan, ey apaçık olan!
Ey yenilmeyen galip, yapılmamış yapan, yaratılmamış yaratan, kimsenin mülkü olmayan malik, hiçbir şeye boyun eğmeyen kahir, yükseltilmeye muhtaç olmayan yükselten, korunmaya muhtaç olmayan koruyan, yardıma muhtaç olmayan yardım eden, hiç kaybolmayan şahit ve hiç uzak olmayan yakın!
Ey nurların nuru, nuru aydınlatan, nura şekil veren, nuru yaratan, nuru ölçüyle takdir eden ve düzenleyen; ey her nurdan önce, her nurdan sonra ve her nurun üstünde olan nur; ey benzeri hiçbir nur bulunmayan nur!
Yâ men atâühû şerîf, yâ men fi'lühû latîf, yâ men lutfühû mukîm, yâ men ihsânühû kadîm, yâ men kavlühû hakk, yâ men va'dühû sıdk, yâ men afvühû fadl, yâ men azâbühû adl, yâ men zikruhû hulv, yâ men ünsühû lezîz. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey bağışı şerefli, işi ince ve yumuşak, lütfu daimî, ihsanı ezelî olan; ey sözü hak, vaadi doğru, affı lütuf, azabı adalet olan; ey anılması tatlı ve onunla ünsiyet etmek lezzetli olan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey bol bol bağışlayan, ey her şeyi ayrıntısıyla açıklayan, ey değiştiren, ey kolaylaştıran, ey (zorlukları) boyun eğdiren, ey (vahyi ve rahmeti) indiren, ey halden hale çeviren, ey güzelleştiren, ey tamamlayıp olgunlaştıran, ey üstün kılan!
Yâ men yerâ ve lâ yürâ, yâ men yahluku ve lâ yuhlak, yâ men yehdî ve lâ yühdâ, yâ men yuhyî ve lâ yuhyâ, yâ men yut'imu ve lâ yut'am, yâ men yucîru ve lâ yücâr, yâ men yakdî ve lâ yukdâ aleyh, yâ men yahkümü ve lâ yuhkemü aleyh, yâ men lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey gören ama görülmeyen, yaratan ama yaratılmayan, hidayet eden ama hidayete muhtaç olmayan, dirilten ama diriltilmeye muhtaç olmayan, yediren ama yemeye muhtaç olmayan, koruyan ama korunmaya muhtaç olmayan; ey hükmeden ve hakkında hüküm verilemeyen, karar veren ve aleyhine karar verilemeyen; ey doğurmayan, doğurulmayan ve hiçbir dengi olmayan!
Ey ne güzel sevgili, ne güzel hekim, ne güzel hesap gören ve yeten, ne güzel yakın, ne güzel gözetici, ne güzel duaları kabul eden, ne güzel dost, ne güzel vekil, ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcı olan!
Ey cennetin ve cehennemin, peygamberlerin ve hayırlı kulların, sıddıkların ve iyilerin, küçüklerin ve büyüklerin, tanelerin ve meyvelerin, ırmakların ve ağaçların, çöllerin ve ıssız ovaların, kölelerin ve hürlerin, açığın ve gizlinin, gecenin ve gündüzün Rabbi!
Yâ men lehıka fî külli şey'in ilmüh, yâ men nefeze bi-külli şey'in basarüh, yâ men beleğat ilâ külli şey'in kudretüh, yâ men lâ yuhsi'l-ibâdü na'mâeh, yâ men lâ teblüğu'l-halâiku şükreh, yâ men lâ tüdrikü'l-efhâmü celâleh, yâ men lâ tenâlü'l-evhâmü künheh, yâ meni'l-azametü ve'l-kibriyâü ridâüh, yâ meni'l-heybetü ve's-sultânü behâüh, yâ men teazzeze bi'l-izzi bekâüh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey ilmi her şeye ulaşan, görmesi her şeye nüfuz eden, kudreti her şeye yeten; ey kulların nimetlerini sayamadığı, yaratılmışların şükrünü eda edemediği, akılların celalini kavrayamadığı, hayallerin özüne erişemediği; ey azamet ve büyüklüğü elbisesi, heybet ve saltanatı güzelliği olan ve bekası izzetle yüce olan!
Yâ men lehü'l-meselü'l-a'lâ, yâ men lehü's-sıfâtü'l-ulâ, yâ men lehü'l-âhiratü ve'l-ûlâ, yâ men lehü'l-cennetü'l-me'vâ, yâ men lehü'n-nâru ve'l-lezâ, yâ men lehü'l-âyâtü'l-kübrâ, yâ men lehü'l-esmâü'l-hüsnâ, yâ men lehü'l-hukmü ve'l-kazâ, yâ men lehü's-semâvâtü'l-ulâ, yâ men lehü'l-arşu ve's-serâ. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey en yüce vasıflar ve yüce sıfatlar kendisine ait olan; ey ahiret ve dünya, barınak olan cennet, ateş ve alevi, en büyük ayetler, en güzel isimler, hüküm ve karar, yüce gökler, Arş ve toprak kendisine ait olan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey affeden, ey çok bağışlayan, ey çok seven ve sevilen, ey az amele çok karşılık veren, ey çok sabırlı, ey çok şefkatli, ey çok merhametli ve yumuşak davranan, ey her eksiklikten uzak ve tertemiz, ey diri, ey her şeyi ayakta tutan!
Yâ men hüve fi's-semâi azametüh, yâ men hüve fi'l-ardı âyâtüh, yâ men hüve fî külli şey'in delâilüh, yâ men hüve fi'l-bihâri acâibüh, yâ men yebdeü'l-halka sümme yuîdüh, yâ men hüve fi'l-cibâli hazâinüh, yâ men ahsene külle şey'in halakah, yâ men ileyhi yürceu'l-emru küllüh, yâ men zahara fî külli şey'in lutfüh, yâ men yuarrifü'l-halâika kudreteh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, ecirnâ mine'n-nâr.
Ey azameti gökte, ayetleri yerde, delilleri her şeyde, harikaları denizlerde görünen; ey yaratmayı başlatıp sonra tekrarlayan, hazineleri dağlarda saklı olan, yarattığı her şeyi güzel yapan, bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, lütfu her şeyde görünen ve kudretini yaratılmışlara tanıtan!
Ey kendisinden yetmesini isteyene yeten, hidayet dileyene hidayet veren, korunma dileyeni koruyan, çağrılmasını isteyeni çağıran, şifa dileyene şifa veren, hüküm isteyene hükmeden, zenginlik dileyeni zengin eden, hakkını isteyene tam veren, güç dileyene güç veren ve dost edinene dost olan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey başlangıcı olmayan, ey sonu olmayan, ey varlığı apaçık, ey zâtı gizli, ey yaratan, ey rızık veren, ey sözünde doğru, ey her şeyden önce olan, ey her şeyi sevk eden, ey (tohumu ve sabahı) yaran!
Yâ men yükallibü'l-leyle ve'n-nehâr, yâ men halaka'z-zulümâti ve'n-nûr, yâ men ceale'z-zılle ve'l-harûr, yâ men sahhara'ş-şemse ve'l-kamer, yâ men halaka'l-mevte ve'l-hayâh, yâ men lehü'l-halku ve'l-emr, yâ men lem yettehız sâhibeten ve lâ veledâ, yâ men lem yekün lehû şerîkün fi'l-mülk, yâ men lem yekün lehû veliyyün mine'z-zül, yâ men lehü'l-havlü ve'l-kuvveh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey geceyi ve gündüzü birbiri ardınca çeviren, karanlıkları ve aydınlığı yaratan, gölgeyi ve sıcağı var eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren, ölümü ve hayatı yaratan; ey yaratmak da emretmek de kendisine ait olan; ey eş ve çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı olmayan, acizlikten dolayı bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan ve güç ve kuvvet kendisine ait olan!
Yâ men ya'lemü murâde'l-mürîdîn, yâ men yemlikü havâice's-sâilîn, yâ men yesmeu enîne'l-vâlihîn, yâ men yerâ bükâe'l-hâifîn, yâ men ya'lemü damîre's-sâmitîn, yâ men yerâ nedeme'n-nâdimîn, yâ men yakbelü uzra't-tâibîn, yâ men lâ yuslihu amele'l-müfsidîn, yâ men lâ yudîu ecra'l-muhsinîn, yâ men lâ yeb'udü an kulûbi'l-ârifîn. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey isteyenlerin muradını bilen, dilenenlerin ihtiyaçlarını karşılamaya gücü yeten, aşkla yananların iniltisini işiten, korkanların ağlayışını gören, susanların içindekini bilen, pişman olanların pişmanlığını gören, tövbe edenlerin özrünü kabul eden; ey bozguncuların işini düzeltmeyen, iyilik edenlerin karşılığını zayi etmeyen ve kendisini tanıyanların kalbinden uzak olmayan!
Ey varlığı ebedî olan, hataları bağışlayan, duayı işiten, bağışı geniş olan, göğü yükselten, belayı gideren, övgüsü büyük olan, nuru ve yüceliği ezelî olan, vefası çok olan ve karşılığı şerefli olan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey çok bağışlayan, ey çok örten, ey her şeye galip gelen, ey dilediğini yaptıran ve kırıkları onaran, ey çok sabırlı, ey bol rızık veren, ey (hayır kapılarını) açan, ey her şeyi çok iyi bilen, ey karşılıksız veren, ey tövbeleri kabul eden!
Yâ men halakanî ve sevvânî, yâ men rezakanî ve rabbânî, yâ men et'amenî ve sekânî, yâ men karrabenî ve ednânî, yâ men asamenî ve kefânî, yâ men hafizanî ve kelânî, yâ men vaffakanî ve hedânî, yâ men eazzenî ve ağnânî, yâ men emâtenî ve ahyânî, yâ men ânesenî ve âvânî. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey beni yaratıp düzgün kılan, rızıklandırıp terbiye eden, yedirip içiren, kendisine yaklaştırıp yakın kılan, (kötülükten) koruyup bana yeten, gözetip muhafaza eden, başarı verip doğru yola ileten, aziz kılıp zengin eden, (her an) öldürüp dirilten, bana dost olup barındıran!
Yâ men yuhikku'l-hakka bi-kelimâtih, yâ men lâ muakkıbe li-hukmih, yâ men lâ râdde li-kazâih, yâ men yehûlü beyne'l-mer'i ve kalbih, yâ men yakbelü't-tevbete an ibâdih, yâ men lâ tenfeu'ş-şefâatü illâ bi-iznih, yâ meni's-semâvâtü matviyyâtün bi-yemînih, yâ men hüve a'lemü bi-men dalle an sebîlih, yâ men yüsebbihu'r-ra'dü bi-hamdihî ve'l-melâiketü min hîfetih, yâ men yürsilü'r-riyâha büşran beyne yedey rahmetih. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey sözleriyle hakkı ortaya koyan, hükmünü bozacak, kararını geri çevirecek kimse olmayan; ey kişiyle kalbi arasına giren, kullarının tövbesini kabul eden, izni olmadan şefaatin fayda vermediği, gökler kudret elinde dürülü olan; ey yolundan sapanı en iyi bilen, gök gürültüsünün onu hamdiyle, meleklerin de korkusundan tesbih ettiği ve rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen!
Yâ men ceale'l-arda mihâdâ, yâ men ceale'l-cibâle evtâdâ, yâ men ceale'ş-şemse sirâcâ, yâ men ceale'l-kamera nûrâ, yâ men ceale'l-leyle libâsâ, yâ men ceale'n-nehâra meâşâ, yâ men ceale'n-nevme sübâtâ, yâ men ceale's-semâe binâ, yâ men ceale'l-eşyâe ezvâcâ, yâ men ceale'n-nâra mirsâdâ. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey yeri döşek, dağları kazık, güneşi kandil, ayı nur, geceyi örtü, gündüzü geçim vakti, uykuyu dinlenme, göğü kubbe, eşyayı çift çift ve ateşi bir gözetleme yeri kılan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey şefaati kabul eden, ey işiten, ey yüce, ey erişilmez ve koruyan, ey eşsiz yaratan, ey (hesabı ve icabeti) çabuk olan, ey müjdeleyen, ey uyaran, ey her şeye gücü yeten, ey kudretini dilediği gibi kullanan!
Ey her diriden önce ve her diriden sonra diri olan; ey hiçbir şeyin kendisine benzemediği, benzeri hiçbir diri bulunmayan, hayatına hiçbir dirinin ortak olmadığı, hiçbir diriye muhtaç olmayan; ey her diriyi öldüren, her diriye rızık veren, ölüleri dirilten ve hiç ölmeyen diri!
Yâ Rabbe'l-âlemîn, yâ mâlike yevmi'd-dîn, yâ men yühibbü's-sâbirîn, yâ men yühibbü't-tevvâbîn, yâ men yühibbü'l-mütetahhirîn, yâ men yühibbü'l-muhsinîn, yâ men hüve hayru'n-nâsırîn, yâ men hüve hayru'l-fâsılîn, yâ men hüve hayru'ş-şâkirîn, yâ men hüve a'lemü bi'l-müfsidîn. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey âlemlerin Rabbi, ey din (hesap) gününün sahibi; ey sabredenleri, tövbe edenleri, temizlenenleri ve iyilik edenleri seven; ey yardım edenlerin, hakkı batıldan ayıranların ve (az amele çok karşılık vererek) şükredenlerin en hayırlısı; ey bozguncuları en iyi bilen!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey ilk defa yaratan, ey (öldükten sonra) yeniden dirilten, ey koruyan, ey her şeyi kuşatan, ey övülmeye layık, ey şanı yüce, ey her canlının gıdasını veren, ey imdada yetişen, ey aziz kılan, ey zelil kılan!
Yâ men hüve ehadün bi-lâ dıdd, yâ men hüve ferdün bi-lâ nidd, yâ men hüve samedün bi-lâ ayb, yâ men hüve vitrun bi-lâ şef', yâ men hüve Rabbün bi-lâ vezîr, yâ men hüve ğaniyyün bi-lâ fakr, yâ men hüve sultânün bi-lâ azl, yâ men hüve melîkün bi-lâ acz, yâ men hüve mevcûdün bi-lâ misl. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey zıddı olmayan tek, dengi olmayan yegâne, hiçbir kusuru olmayan Samed, çifti olmayan tek, yardımcıya muhtaç olmayan Rab, hiçbir yoksulluğu olmayan zengin, azledilmeyen sultan, acizliği olmayan hükümdar ve benzeri olmayan var olan!
Yâ men hüve zikruhû şerefün li'z-zâkirîn, yâ men hüve şükruhû fevzün li'ş-şâkirîn, yâ men hüve hamdühû fahrun li'l-hâmidîn, yâ men hüve tâatühû necâtün li'l-mutîîn, yâ men hüve bâbühû meftûhun li't-tâlibîn, yâ men hüve sebîlühû vâdıhun li'l-mü'minîn, yâ men hüve âyâtühû burhânün li'n-nâzırîn, yâ men hüve kitâbühû tezkiratün li'l-mûkınîn, yâ men hüve afvühû melceün li'l-müznibîn, yâ men hüve rahmetühû karîbün li'l-muhsinîn. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey anılması anan için şeref, şükredilmesi şükreden için kurtuluş, övülmesi öven için iftihar, itaat edilmesi itaat eden için necat olan; ey kapısı isteyenlere açık, yolu müminlere apaçık, ayetleri düşünenlere delil, kitabı kesin iman edenlere öğüt, affı günahkârlara sığınak ve rahmeti iyilik edenlere yakın olan!
Yâ men tebâreke'smüh, yâ men teâlâ ceddüh, yâ men celle senâüh, yâ men lâ ilâhe ğayruh, yâ men tekaddeset esmâüh, yâ men yedûmü bekâüh, yâ meni'l-azametü behâüh, yâ meni'l-kibriyâü ridâüh, yâ men lâ tuhsâ âlâüh, yâ men lâ tuaddü na'mâüh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey ismi mübarek, şanı yüce, övgüsü ulu olan; ey kendisinden başka ilah olmayan, isimleri mukaddes, varlığı daimî olan; ey azamet güzelliği, büyüklük elbisesi olan; ey nimetleri sayılamayan ve bağışları hesaplanamayan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey yardım eden, ey apaçık olan, ey güvenilir, ey kudret ve makamı sağlam olan, ey sarsılmaz kuvvet sahibi, ey çetin, ey her şeye şahit, ey doğru yolu gösteren, ey övülmeye layık, ey şanı yüce!
Yâ ze'l-arşi'l-mecîd, yâ ze'l-kavli's-sedîd, yâ ze'l-fadli'r-reşîd, yâ ze'l-batşi'ş-şedîd, yâ ze'l-va'di ve'l-vaîd, yâ karîben ğayra baîd, yâ men hüve'l-veliyyü'l-hamîd, yâ men hüve alâ külli şey'in şehîd, yâ men hüve leyse bi-zallâmin li'l-abîd, yâ men hüve akrabü ileyhi min habli'l-verîd. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey şanlı Arşın sahibi, ey sözü doğru ve sağlam olan, ey lütfu doğru yola ileten, ey yakalayışı çetin olan, ey hem vaat hem tehdit sahibi, ey hiç uzak olmayan yakın; ey övülmeye layık dost, her şeye şahit olan, kullarına asla zulmetmeyen ve (kuluna) şah damarından daha yakın olan!
Yâ men lâ şerîke lehû ve lâ vezîr, yâ men lâ şebîhe lehû ve lâ nazîr, yâ hâlika'ş-şemsi ve'l-kameri'l-münîr, yâ muğniye'l-bâisi'l-fakîr, yâ râzıka't-tıfli's-sağîr, yâ râhime'ş-şeyhi'l-kebîr, yâ ısmete'l-hâifi'l-müstecîr, yâ men hüve bi-ibâdihî basîr, yâ men hüve bi-havâici'l-ibâdi habîr, yâ men hüve alâ külli şey'in kadîr. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey ortağı ve yardımcısı olmayan, benzeri ve dengi olmayan; ey güneşi ve parlak ayı yaratan, darda kalmış yoksulu zengin eden, küçük çocuğa rızık veren, yaşlı ihtiyara merhamet eden, korkup sığınanın koruyucusu olan; ey kullarını gören, kulların ihtiyaçlarından haberdar olan ve her şeye gücü yeten!
Ey cömertlik ve nimetler, lütuf ve kerem, kuvvet ve cezalar sahibi; ey Levh'i ve Kalem'i yaratan, zerreleri ve canlıları var eden, Arap'a ve Acem'e (bütün insanlara) ilham veren, zararı ve acıyı gideren, sırları ve niyetleri bilen; ey Kâbe ve Harem kendisine ait olan ve eşyayı yoktan yaratan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey adaletli, ey (tövbeyi ve duayı) kabul eden, ey lütufkâr, ey dilediğini yapan, ey (kullarının işini) üstlenen, ey var edip düzenleyen, ey her yönden kusursuz, ey yoktan yaratan, ey (kullarını kendisine) çağıran, ey (kulların) aradığı!
Yâ men en'ame bi-havlih, yâ men ekreme bi-tavlih, yâ men âde bi-lutfih, yâ men teazzeze bi-kudretih, yâ men kaddera bi-hikmetih, yâ men hakeme bi-tedbîrih, yâ men debbera bi-ilmih, yâ men tecâveze bi-hilmih, yâ men denâ fî uluvvih, yâ men alâ fî dunuvvih. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey kudretiyle nimet veren, lütfunun genişliğiyle ikram eden, inceliğiyle (kullarına) dönüp iyilik eden, kudretiyle izzet sahibi olan, hikmetiyle takdir eden, tedbiriyle hükmeden, ilmiyle düzenleyen, yumuşaklığıyla (kusurları) bağışlayan; ey yüceliğinde yakın ve yakınlığında yüce olan!
Yâ men yahluku mâ yeşâ', yâ men yef'alü mâ yeşâ', yâ men yehdî men yeşâ', yâ men yudıllü men yeşâ', yâ men yağfiru li-men yeşâ', yâ men yuazzibü men yeşâ', yâ men yetûbü alâ men yeşâ', yâ men yusavviru fi'l-erhâmi keyfe yeşâ', yâ men yezîdü fi'l-halkı mâ yeşâ', yâ men yahtassu bi-rahmetihî men yeşâ'. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey dilediğini yaratan, dilediğini yapan, dilediğini hidayete erdiren, dilediğini saptıran, dilediğini bağışlayan, dilediğine azap eden, dilediğinin tövbesini kabul eden, rahimlerde dilediği gibi şekil veren, yaratılışta dilediğini artıran ve rahmetini dilediğine has kılan!
Yâ men lem yettehız sâhibeten ve lâ veledâ, yâ men lâ yüşrikü fî hukmihî ehadâ, yâ men ceale li-külli şey'in kadrâ, yâ men lem yezel rahîmâ, yâ câile'l-melâiketi rusülâ, yâ men ceale fi's-semâi burûcâ, yâ men ceale'l-arda karârâ, yâ men ceale mine'l-mâi beşerâ, yâ men ahsâ külle şey'in adedâ, yâ men ehâta bi-külli şey'in ilmâ. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey eş ve çocuk edinmeyen, hükmüne kimseyi ortak etmeyen, her şeye bir ölçü koyan, rahmeti ezelden beri süregelen; ey melekleri elçiler kılan, gökte burçlar var eden, yeri durak kılan, sudan insan yaratan, her şeyi tek tek sayıp kaydeden ve ilmiyle her şeyi kuşatan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey yegâne, ey tek, ey bir, ey hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu, ey en şanlı, ey en üstün, ey en yüce, ey en hak olan, ey en çok iyilik eden, ey sonsuz olan!
Yâ men lâ mülke illâ mülküh, yâ men lâ yuhsi'l-ibâdü senâeh, yâ men lâ tesıfü'l-halâiku celâleh, yâ men lâ yüdrikü'l-ebsâru kemâleh, yâ men lâ yeblüğu'l-efhâmü sıfâteh, yâ men lâ yenâlü'l-efkâru kibriyâeh, yâ men lâ yuhsinü'l-insânü nuûteh, yâ men lâ yeruddü'l-ibâdü kazâeh, yâ men zahara fî külli şey'in âyâtüh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey kendi mülkünden başka mülk bulunmayan; ey kulların övgüsünü sayamadığı, yaratılmışların celalini vasfedemediği, gözlerin kemalini idrak edemediği, akılların sıfatlarına ulaşamadığı, düşüncelerin büyüklüğüne erişemediği, insanın vasıflarını gereği gibi sayamadığı, kulların hükmünü geri çeviremediği; ey ayetleri her şeyde görünen!
Ey çok ağlayanların sevgilisi, tevekkül edenlerin dayanağı, yolunu şaşıranların rehberi, müminlerin dostu, ananların yoldaşı; ey güç sahiplerinin en güçlüsü, görenlerin en iyi göreni, bilenlerin en iyi bileni, çaresizlerin sığınağı ve yardım edenlerin en çok yardım edeni!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey ikram eden, ey yücelten, ey nimet veren, ey bağışlayan, ey zengin kılan, ey hayat veren, ey ilk defa yaratan, ey razı eden, ey kurtaran, ey iyilik eden!
Yâ kâfiye külli şey', yâ kâimen alâ külli şey', yâ men lâ yüşbihühû şey', yâ men lâ yezîdü fî mülkihî şey', yâ men lâ yenkusu min hazâinihî şey', yâ men lâ yahfâ aleyhi şey', yâ men leyse ke-mislihî şey', yâ men bi-yedihî mekâlîdü külli şey', yâ men vesiat rahmetühû külle şey', yâ men yebkâ ve yefnâ küllü şey'. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, neccinâ mine'n-nâr.
Ey her şeye yeten, her şeyi gözetip ayakta tutan; ey hiçbir şeyin kendisine benzemediği, mülkünü hiçbir şeyin artırmadığı, hazinelerinden hiçbir şeyin eksiltmediği, kendisine hiçbir şeyin gizli kalmadığı, benzeri hiçbir şey olmayan; ey her şeyin anahtarları elinde olan, rahmeti her şeyi kuşatan ve her şey yok olurken baki kalan!
Yâ men lâ ya'lemü'l-ğaybe illâ hû, yâ men lâ yasrifü's-sûe illâ hû, yâ men lâ yüdebbirü'l-emre illâ hû, yâ men lâ yağfiru'z-zünûbe illâ hû, yâ men lâ yükallibü'l-kalbe illâ hû, yâ men lâ yahluku'l-halka illâ hû, yâ men lâ yütimmü'n-ni'mete illâ hû, yâ men lâ yünezzilü'l-ğayse illâ hû, yâ men lâ yuhyi'l-mevtâ illâ hû, yâ men lâ yuğnî ale't-tahkîki illâ hû. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey gaybı kendisinden başka kimsenin bilmediği, kötülüğü kendisinden başka kimsenin savamadığı, işleri kendisinden başka kimsenin düzenlemediği, günahları kendisinden başka kimsenin bağışlamadığı, kalbi kendisinden başka kimsenin çeviremediği, yaratmayı kendisinden başka kimsenin yapamadığı, nimeti kendisinden başka kimsenin tamamlayamadığı, yağmuru kendisinden başka kimsenin indiremediği, ölüleri kendisinden başka kimsenin diriltemediği ve gerçekte kendisinden başka kimsenin zengin edemediği!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey (sıkıntıyı) gideren, ey (kederi) açan, ey (hayır kapılarını) açan, ey yardım eden, ey (rızka ve vaadine) kefil olan, ey emreden, ey yasaklayan, ey umut, ey kendisinden umulan, ey umulanı büyük olan!
Yâ evvele külli şey'in ve âhirah, yâ ilâhe külli şey'in ve sânieh, yâ râzıka külli şey'in ve hâlikah, yâ fâtıra külli şey'in ve melîkeh, yâ kâbıda külli şey'in ve bâsıtah, yâ mübdie külli şey'in ve muîdeh, yâ müsebbibe külli şey'in ve mukaddirah, yâ mürebbiye külli şey'in ve müdebbirah, yâ mükevvira külli şey'in ve muhavvileh, yâ muhyiye külli şey'in ve mümîteh. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey her şeyin evveli ve âhiri, ilahı ve yapıcısı, rızık vereni ve yaratıcısı, yoktan var edeni ve sahibi, daraltanı ve genişleteni, ilk yaratanı ve tekrar yaratanı, sebeplerini yaratanı ve ölçüsünü koyanı, terbiye edeni ve düzenleyeni, bir araya toplayıp (dürüp) halden hale çevireni, dirilteni ve öldüreni!
Yâ hayra zâkirin ve mezkûr, yâ hayra şâkirin ve meşkûr, yâ hayra hâmidin ve mahmûd, yâ hayra şâhidin ve meşhûd, yâ hayra dâin ve med'uvv, yâ hayra mücîbin ve mücâb, yâ hayra mûnisin ve enîs, yâ hayra sâhibin ve celîs, yâ hayra maksûdin ve matlûb, yâ hayra habîbin ve mahbûb. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey anan ve anılanların, şükreden ve şükredilenlerin, öven ve övülenlerin, şahit olan ve şahit olunanların, çağıran ve çağrılanların, cevap veren ve cevap verilenlerin, yakınlık gösteren ve dost olanların, yoldaş ve sohbet arkadaşı olanların, yönelinen ve istenenlerin, seven ve sevilenlerin en hayırlısı!
Yâ men hüve li-men deâhü mücîb, yâ men hüve li-men etâahû habîb, yâ men hüve li-men ehabbehû karîb, yâ men hüve bi-men erâdehû alîm, yâ men hüve li-men recâhü kerîm, yâ men hüve bi-men asâhü halîm, yâ men hüve fî hilmihî kerîm, yâ men hüve fî hukmihî azîm, yâ men hüve fî azametihî rahîm, yâ men hüve fî ihsânihî kadîm. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey kendisine dua edene cevap veren, itaat edeni seven, seveni kendisine yakın kılan, kendisini isteyeni bilen, kendisinden umanlara cömert davranan, isyan edene karşı yumuşak olan; ey yumuşaklığında cömert, hükmünde büyük, büyüklüğünde merhametli ve ihsanı ezelî olan!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey sebepleri yaratan, ey (kullarını kendisine) yaklaştıran, ey (her şeyi) ardı ardınca getiren, ey (kalpleri ve hâlleri) çeviren, ey ölçüyle takdir eden, ey düzene koyan, ey (hayra) rağbet ettiren, ey hatırlatan, ey (geceyi gündüze) dolayan, ey büyüklüğü kendine has olan!
Yâ men lâ yeşğalühû sem'un an sem', yâ men lâ yemneuhû fi'lün an fi'l, yâ men lâ yülhîhi kavlün an kavl, yâ men lâ yüğallitühû suâlün an suâl, yâ men lâ yübrimühû ilhâhu'l-mülihhîn, yâ men şeraha bi'l-İslâmi sudûra'l-mü'minîn, yâ men etâbe bi-zikrihî kulûbe'l-muhbitîn, yâ men lâ yeğîbü an kulûbi'l-müştâkîn, yâ men hüve ğâyetü murâdi'l-mürîdîn, yâ men lâ yahfâ aleyhi şey'ün fi'l-âlemîn. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey bir sesi işitmesi başka bir sesi işitmesine engel olmayan, bir işi başka bir işe mani olmayan, bir söz kendisini başka bir sözden alıkoymayan, bir istek kendisine başka bir isteği karıştırtmayan; ey ısrarla isteyenlerin ısrarından usanmayan; ey müminlerin göğsünü İslam'la açan, kendisine gönülden bağlananların kalbini zikriyle hoş eden, özleyenlerin kalbinden hiç eksik olmayan, isteyenlerin isteğinin son noktası olan ve âlemlerde kendisine hiçbir şeyin gizli kalmadığı!
Yâ men hüve ilmühû sâbık, yâ men hüve va'dühû sâdık, yâ men hüve lutfühû zâhir, yâ men hüve emruhû ğâlib, yâ men hüve kitâbühû muhkem, yâ men hüve kazâühû kâin, yâ men hüve kur'ânühû mecîd, yâ men hüve mülkühû kadîm, yâ men hüve fadlühû mukîm, yâ men hüve arşühû azîm. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente, el-emân el-emân, hallisnâ mine'n-nâr.
Ey ilmi (her şeyden) önce olan, vaadi doğru, lütfu açıkça görünen, emri galip, kitabı sağlam, hükmü mutlaka gerçekleşen, Kur'an'ı şanlı, mülkü ezelî, lütfu daimî ve Arşı büyük olan!
Ey rablerin Rabbi, kapıları açan, sebepleri yaratan, sevap veren, doğruyu ilham eden, bulutları oluşturan, cezası çetin, hesabı çabuk olan; ey dönüş kendisine olan, ey çok bağışlayan, ey tövbeleri kabul eden!
İsimlerinin hürmetine senden istiyorum: Ey Rabbimiz, ey İlahımız, ey Efendimiz, ey Mevlâmız, ey Yardımcımız, ey Koruyucumuz, ey bize her şeyi yapmaya gücü yeten, ey Rızık Verenimiz, ey Yol Göstericimiz, ey imdadımıza yetişen!
Allâhümme Rabbenâ hallisnâ ve ecirnâ ve neccinâ mine'n-nâri ve min külli nâr, ve âfinâ va'fu annâ ve edhılne'l-cennete dâra kudsike mea'l-ebrâr, bi-afvike yâ Mücîr, bi-fadlike yâ Ğaffâr.
Allah'ım, Rabbimiz! Bizi ateşten ve her türlü ateşten kurtar, koru ve selamete çıkar. Bize afiyet ver, bizi affet ve bizi iyi kullarınla birlikte kutsal yurdun olan cennete koy; affınla ey koruyan, lütfunla ey çok bağışlayan!
Arapça metin, Türkiye’de yaygın olarak okunan nüshaya (Mecmûatü’l-Ahzâb geleneği) göredir; bazı bölümlerde başka nüshalarla kelime ve sıra farkları bulunur. Okunuş ve anlam bu site için hazırlanmıştır; anlamlar birebir meal değil, kısa açıklamadır. Cevşen bir dua mecmuasıdır; okunmasıyla ilgili sayı ve fazilet bilgisi bu sayfada yer almaz.